Fen Edebiyat Fakültesi

Sosyal İzolasyon ve Teknoloji Bağımlılığı

Bilgisayarlar artık okulumuz, iş yerimiz, sinema salonumuz, marketimiz, arkadaşlarımızla buluştuğumuz mekanlar haline gelmiştir. Sosyal izolasyon döneminde, bu kadar bilinmezliğin içerisinde internet rahatlamamız için, zaman geçirmemiz için farklı farklı fırsatlarla dolu bir yer olmuştur. Belki evimizin kapısından dışarı bir adım atamıyoruz ama tek tıkla eğlenebilir, öğrenebilir, gezebilir, alışveriş yapabilir haldeyiz. Bu süreçte ne kadar bilgisayar kullanıyoruz, ne kadar telefonda kalıyoruz, ne kadar tablete, televizyona bakıyoruz bunların izlenmesi ve kontrol edilmesi, sınırlanması bizleri oldukça zorlamaktadır. Teknolojiyi sağlıklı bir şekilde mi kullanılıyoruz yoksa ipin ucunu kaçırıyor muyuz bunu nasıl anlayacağız?

Sosyal izolasyon döneminde internet birçok farklı şekilde çok yakın dostumuz haline geldi. Bu bilinmezlik, yalnızlık ve korku hepimizin kaygılı hissetmesine neden oluyor. Bu kaygıyla başa çıkmak için internet bize birçok farklı fırsat sunmakta. Bu dönemde sevdiğimiz insanlarla görüşemiyor, buluşamıyoruz. Aslında birbirimize en çok ihtiyaç duyduğumuz dönemlerden birindeyiz. Sevdiklerimizin sesi, görüntüsü iyi hissetmemize yardımcı olur. İnternet aracılığıyla sevdiğimiz insanlarla görüntülü konuşmak, paylaşımda bulunmak bizlere iyi gelebilir. Sürekli dört duvar arasındayken bir film açmak, bir müzik açmak eğlenmemize yardımcı olabilir. Bu kaygılı durumda eğlenmeye çok ihtiyacımız var. Bilgi almak için internet uçsuz bucaksızdır. Bilgi bombardımanına tutulmadan, bu süreci daha iyi anlamak için bazı bilgilere internet üzerinden ulaşabiliriz. Artık öyle bir noktadayız ki internet üzerinden müzeler gezip, farklı şehirler görebiliyoruz. Evden çıkamadığımız bu dönemde işlerimizi, derslerimizi, hobilerimizi internet üzerinden devam ettirebiliyoruz. İnternet bu açıdan bizim dostumuz gibi durmakta. Fakat, ya hiçbir şey düşünmemek için bütün gün internette oyun oynuyorsak, ya hiç kimseyle görüşmek istemeyip sabahtan gecenin geç saatlerine kadar internette geziniyorsak, ya artık internet bizim dünyayla köprümüz olmaktan çıkıp dünyamızın ta kendisi olduysa? İnternet hala dostumuzdur? Bu süreçte internetten çok farklı şekillerde faydalanabileceğimizi konuştuk, fakat yeri geldiğinde internet dışında da yapabileceğimiz şeyler olduğunu unutmamalıyız. Aktivitelerimizi sadece online aktivitelerle sınırlandırmamalıyız. Bazen bir yapboz yapmak, örgü örmek, yeni tarifler denemek, kitap okumak, bir yazı kaleme almak, resim çizmek, boyama yapmak, evde yalnız değilsek ailemizle çay saatleri yapmak, masa oyunları oynamak bize internetten aldığımız keyiften fazlasını sunabilir. Böyle dönemlerde birlikteliğe, sevgiye, paylaşıma, insan temasına ihtiyacımız vardır.

Eğer belirlediğimiz amaç için, makul sürede internette zaman geçirebilip, istediğimiz zamanda internetimizi kapatabiliyorsak, internet dışında da aktivitelerimiz oluyorsa ve bunlardan zevk alıyorsak internet bizim dostumuz demektir. Bazılarımız için durum bunun aksidir. İnternet kullanımımız bizim kontrolümüzden çıkmıştır, artık internet bizi kullanır hale gelmiştir. İnternete bağlı olmadığımızda sürekli internet hakkında düşünüyorsak; her seferinde internette daha fazla zaman geçirmek istiyorsak; ‘’hemen işimi halledip kalkacağım’’ diye internetin başına geçip saatlerce internet kullanımına devam ediyorsak, kendimizi durduramıyorsak; internette olmadığımız zaman sinirli, gergin ya da boşluğa düşmüş gibi hissediyorsak; sürekli internette olduğumuz için başka işlerimizi yetiştiremiyor, sorumluluklarımızı yerine getiremiyor, ailemiz, arkadaşlarımızla ilişkilerimiz bu yüzden kötüleşiyorsa; gece herkes uyuduktan sonra bile çok geç saatlere kadar internet kullanımına devam ediyorsak; artık internet kullanımı yüzünden sırtımızda, belimizde ağrılar başladıysa, gözlerimiz yanmaya başladıysa, halsiz hissediyorsak; internetteyken hem çok zevk alıyor hem de aynı zamandır uzun süre kullanmaktan dolayı suçluluk hissediyorsak; internet kullanım süremiz hakkında sevdiklerimize yalan söylemeye başladıysak internet artık dostumuz olmaktan çıkmış demektir. Hatta artık bize verdiği faydadan çok zararı olmaya başlamış bile diyebiliriz.

Bugünlerde hepimiz istesek de istemesek de eğlencenin yanı sıra, iş için eğitim için uzun süreler boyunca bilgisayarda, internette zaman geçirmek zorunda kalıyoruz. Uzun süre bu şekilde zaman geçirmemiz, evlerimizde olmamız ve sosyal hayatımızın artık olmaması, hepimizi internet bağımlılığı için, sağlıksız internet kullanımı için güçlü birer aday yapmaktadır. Ama bazılarımız, diğerlerimize göre daha büyük risk altındadır. Aile ilişkilerimiz bu konuda çok önemlidir. Aile ortamında istediğimiz sevgiyi, ilgiyi alamıyorsak, aile ortamımızda istediğimiz gibi paylaşım yapamıyor, oturup sohbet edemiyor, birbirimizi dinlemiyorsak o zaman internette daha çok zaman geçirmeye meyilli olabiliriz. İstediğimiz ilgiyi, paylaşımı internette aramaya başlayabiliriz. Ya da aile ortamımızdaki bu sıkıntılardan kaçıp biraz nefes almak için, bu sıkıntılarımızı düşünmemek için sürekli internette oyunlar oynayıp, online arkadaşlar edinip, filmler izleyebiliriz. Bunların yerine gerçek deneyimlerimizi arttırmalıyız. Ailemizle güzel zaman geçirip, çay saati yapıp, sohbet muhabbet edebilmek, bizimle ilgilendiklerini bilmek ve onlarla ilgilenmek iyi hissetmemize yardımcı olacaktır. Sadece aile ilişkimiz değil arkadaşlık ilişkilerimiz de bizi koruyabilir ya da risk altında olmamıza neden olabilir. Eğer arkadaş çevremizde destek hissedebiliyorsak, yalnız hissetmiyorsak, internette zaman geçirmeyi arkadaşlarımızla zaman geçirmeye tercih ederiz. Onların desteği, sıcaklığı, birlikte oluş hissi internetin verdiği hazdan çok daha fazla olur. Sosyal izolasyon döneminde ise sık sık görüntülü konuşup, günümüzü anlatıp, eski güzel anılarımızdan bahsedip, gelecekte yaşayacağımız güzel anıları konuşup sonrasında telefonumuzu bir kenara bırakabiliriz. Telefonumuzu bir kenara istediğimiz zaman bırakabiliyor olmak, makul sürelerde kullanmak bizim için iyiye işarettir. Bunların dışında daha utangaç insanlar, gerçek insan etkileşimlerinde kaygılanabilir. Bu kaygıyı yaşamamak için ve bu kaygıyı düşünmemek için sürekli internette zihnini meşgul etmeye çalışabilirler. Aslında bizim için en temel koruyucu sağlıklı, yakın ilişkilerimizdir. Sevdiklerimizin desteğine, paylaşımına bugünlerde daha çok ihtiyacımız olduğu çok açıktır. Birbirimizden bu desteği, sevgiyi, ilgiyi esirgememeliyiz.

Yukarıda sıraladığımız belirtilerden bazılarını kendimizde görüyorsak ve internet kullanım şeklimizin bir şekilde hayatımıza zarar verdiğini fark ediyorsak neler yapmalıyız? Öncelikle internet kullanımımızı sınırlamaya çalışmalıyız, kendi kendimizi denetlemeliyiz. Süremiz dolduğunda, işimiz bittiğinde canımız ne kadar internet kullanmaya devam etmemizi istese de internetten çıkmalıyız. Yerine alternatif etkinlikler bulmalıyız. Denetimimizi kolaylaştırmak için günlük çizelge tutabiliriz, günlük plan yapabiliriz. İnternet kullanımı dışında bir hobimiz yoksa, neyi sevdiğimizi, ne yapmaktan hoşlandığımızı bilmiyorsak; önümüzde bunu keşfedebileceğimiz müsait bir zaman var. Yeni etkinlikler deneyip, neyden zevk alıp neyden hoşlanmadığımızı anlamayıp kendimizi daha iyi tanımaya çalışabiliriz. Gerçek yaşam etkinliklerine daha çok fırsat vermeliyiz. Ailemizle daha çok zaman geçirmeli ve paylaşımda bulunmalıyız. Sosyal izolasyon dönemi geçtikten sonra dışarıya çıkıp arkadaşlarımızla daha çok anı biriktirmek internet kullanımımızı kendiliğinden azaltacaktır. Aile, arkadaş, yakın ilişkilerimize önem vermeli ve bu ilişkilere fırsat tanımalıyız. Koronavirüsü pandemisinde hepimiz oldukça kaygılı ve korkuluyuz. Bu duyguların yoğunluğunu azaltmak için, kafamızı başka şeylerle meşgul tutmak için sürekli bir şekilde internetle meşgul olmak gibi davranışlarda bulunabiliriz. Bunu engellemek için, bize iyi gelen şeyleri keşfedip stresle başa çıkmak için internet dışında bu yolları da kullanalım. Bu meditasyon yapmak, kitap okumak, duygularını kaleme almak, spor yapmak, çocuğunla oyun oynamak gibi şeyler olabilir, kişiden kişiye çok çeşitlilik gösterebilir.

Ebeveynlerin bu süreçte işi biraz daha zorlaşabilir. Kendi internet kullanımını sınırlamasının yanı sıra bir de çocuğunun internet kullanımını denetlemesi gerekebilir. Bugünlerde ebeveyn ve çocuk arasındaki en büyük çatışmalardan biri de çocukların ebeveyninin izin verdiği sürenin dışında da internet/tablet/telefon kullanmak istemeleri.

Burada tepkimiz çocuğun yaşına göre değişmelidir. Süre sınırına çocuğumuzla birlikte karar vererek bir orta yol bulmalıyız. Çocuğumuz sürekli evde olduğu için telefonla tabletle daha uzun süre zaman geçirmek istemesi normaldir. Sınırımızın kesinliğini çocuğumuza belirtmeliyiz. Onun isteğini anladığımızı sakince ifade etmeliyiz, empati kurmalıyız ve duygusunu onaylamalıyız, daha sonra kendi nedenlerimizi açıklayarak bugünlük süresinin dolduğunu, daha uzun süre tabletle oynamasının gözlerine zarar verebileceğini söyleyebiliriz. Burada bırakmamalıyız. Çocuğumuzun tablet/telefon kullanımını sınırladıktan sonra ona alternatif bir etkinlik sunmalıyız. Bunu yaparken en başta ona sarılıp daha sonra bu açıklamaları yaparak ona olan sevgimizi hissetmesini sağlayabiliriz. Bazı zamanlar ise, çocuklar ilgi istediklerinde bunu açıkça ifade etmek yerine anne babalarının ilgisini çekmek için farklı yollar deneyebilir. Örneğin, çocuğunuz tabletini saatlerce elinden düşürmediğinde onun yanına gidip bağırarak bile olsa onu uyarıyorsanız, çocuğunuz sırf bu ilgi için saatlerce tableti elinden bırakmayabilir. Neye ilgi gösterdiğimizin, neyi ödüllendirdiğimizin hep farkında olmalıyız. Çocuğumuzun tabletini zamanında, kendi isteğiyle elinden bırakmasını ödüllendirirsek, ona bir aferin dersek, yıldız verirsek, sıcak bir gülümseme eşliğinde sarılırsak, çocuğumuzun sonraki gün bu davranışı tekrarlama ihtimali artacaktır. İnternet kullanımını azaltmak için evde birlikte yapabileceğimiz, ya da çocuğumuzun tek yapabileceği gerçek etkinlikler üretebiliriz. Birlikte dans edip, minderlerden parkur yapıp, hamurla oynamayı birçok çocuk internet kullanımına tercih edebilir.

Bu zorlayıcı süreçte mükemmel ebeveynlik, mükemmel kişisel gelişim, mükemmel yetenekler hiçbirimizin hedefinde olmamalıdır. Asıl ihtiyacımız olan şey sevgi, ilgi ve insan temasıdır. Sosyal izolasyon birbirimize fiziksel olarak dokunmamızı, görüşmemizi imkansız hale getirse de iletişimimizi koparmamalı ve sevgimizi göstermekten vaz geçmemeliyiz. Eğer bunlardan vaz geçersek korkularımızı bastırmak için, aradığımız ilgiyi bulmak için, zaman öldürmek için sağlıklı olmayan şekillerde internet kullanımımız artabilir. Dostumuz olan internet, artık bizi kontrol eden, hayatımıza zarar veren bir düşman haline gelebilir. Bu dönemde fiziksel sağlığımızı koruduğumuz gibi psikolojik sağlığımıza da önem vermeliyiz. Bugünler geçtiğinde hatırlayacağımız, evimizde sevdiklerimizle güzel anılar biriktirmeliyiz.

İstinye Üniversitesi, Psikoloji Bölümü, Araştırma Görevlisi Başak Altunbek

Kaynakça: Ektiricioğlu, C., Arslantaş, H., & Yüksel, R. Ergenlerde Çağın Hastalığı: Teknoloji Bağımlılığı. Arşiv Kaynak Tarama Dergisi, 29(1), 1-1. Şahin, N. (2014). Ergenlik problemleri ve baş etme yöntemleri ile internet bağımlılığı arasındaki ilişki (Doctoral dissertation, Sosyal Bilimler Enstitüsü). “Teknoloji Bağımlılığı Nedir?” Alındığı URL: https://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/teknoloji-bagimliligi Young, K. S. (1999). The research and controversy surrounding internet addiction. CyberPsychology & Behavior, 2(5), 381-383.