Fen Edebiyat Fakültesi

Sosyoloji

Vizyonumuz

Değişen Dünyada Sosyoloji

Dr. Öğr. Üyesi Ömer Ersin Kahraman

Dünya 1973-79 ekonomik krizinden beri hızlı bir dönüşüm içinde. Önce bilgisayar sistemlerinin uluslararası finans çevrelerinde kullanımı, 1990’lar sonrasında İnternet’in ulusal sınırları aşan bir iletişim ağı sunmasıyla küreselleşmenin daha önce hiç ulaşmadığı bir uluslar ötesi mobilite kazanmasıyla yerel kültürler, yeni iletişim kanallarının ekseninde hızla global bir kültürün parçası haline geldiler. Bütün bu gelişmelere ek olarak dünya genelinde İkinci Dünya Savaşı sonrasında hakim olan bürokratik siyasal yapıların yerini İnternet ağı ile birbirine bağlanmış, global finans çevrelerinin almaya başladığı bir dönem açıldı. Politik kararların da merkezine oturan ekonomik yapının temel unsuru haline gelen finans hareketleri tamamen pazarın kurallarına teslim edildi. Oyunun yeni kurallarına uygun, hızlı ve rasyonel karar almanın öneminin artmasıyla bugün yapay zeka ve özellikle makine öğrenmesi ön plana çıktı. Daha şimdiden bilgisayarlar, Blockrock şirketinin dünya finans portföyünün %7’sini kontrol eden Aladdin’i örneğinde olduğu gibi global kararlarda merkeze yerleştiler. Bu hızlı dönüşümden sanayi de nasibini alıyor gibi görünüyor. Önce CNC ve bugün de üç boyutlu yazıcı teknolojilerinin gelişimi 20. yy. başından beri hakim olan Taylorist-Fordist seri üretim modelinin yerini alma potansiyeli olan yeni bir üretim modelinin gelmekte olduğunun sinyalini veriyor. Bütün bu teknolojik, politik ve ekonomik gelişmeler, toplumları ve kültürleri de hızla dönüştürüyor.

küresel değişim

Gerçekçilik, geleceği öngörebilmektir.

Değişimi doğru okuyanların güçlü çıktığı, değişimi ıskalayanların ellerindeki avantajları bile kaybedebildiği bu “yaratıcı yıkım” döneminde klasik ve statik bir sosyoloji eğitimi yetersiz kalacaktır. Bu noktada “gerçekçilik, geleceği öngörebilmektir” mottosuyla hareket eden İstinye Üniversitesi Sosyoloji Bölümü olarak, değişimi doğru okuma ve geleceğin toplumunu bugünden anlama konularına ayrı bir önem atfediyoruz. Bu kapsamda global dönüşümler ile kentlerin nasıl yeniden inşa edileceği, çalışma hayatının gelmekte olan yeni yapı içinde nasıl bir biçim alacağı, bireyin ve bireysel alanların yeni dönemde ne şekilde belirleneceği gibi konulara öğrencilerimizin ilgisini çekiyoruz. Bu yolla ortodoks sosyoloji anlayışının ötesinde, yalnız açıklayan değil, yorumlayan ve çözüm sunabilen bir sosyoloji anlayışı ile eğitimimize bu sene de devam ediyoruz.

Sosyolojinin Geleceği

Doç. Dr. Alev Erkilet

Sosyoloji, tarih boyunca sadece anlamanın ve açıklamanın yollarını gösteren bir disiplin olmakla kalmamış, aynı zamanda toplumsal sorunları çözmenin bir aracı olarak da iş görmüştür. Kurucu babaları ve oluşumuna katkıda bulunan tüm bilim insanları çağlarının toplumsal problemlerini analiz etmişler ve kendi kuramsal çerçeveleri doğrultusunda çeşitli çözüm yolları ortaya atmışlardı. Marx’ın işçi sınıfının problemlerine dair çözümlemeleri, Weber’in modern topluma ve bürokrasiye dair önermeleri, Durkheim’in intiharlara dair tespitleri bu bağlamda sayılabilir. Aydınlanma, modernleşme, post-modern dönem derken bugün gelinen noktada sosyoloji yapay zekanın, robotiğin ve büyük verinin (big data) tartışıldığı bir dönemde yine, yeniden toplumsal süreçleri anlamak ve toplumsal problemlere çözüm bulmak sorumluluğu ile karşı karşıyadır. Geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de -insanın ve toplumun var olduğu her koşulda- bireylerin, organizasyonların, devletlerin, sivil toplumun hatta uluslararası kuruluşların ihtiyaç duyduğu verileri üretmeye devam edecektir.

Bugünün toplumu öncekilerden farklı sorunlarla karşı karşıyadır. Robotik ve yapay zekâ alanındaki gelişmelerin bir yandan hayatımızı kolaylaştırırken diğer taraftan hatırı sayılır miktarda iş alanının ortadan kalkmasına yol açacağı bilinen bir gerçektir. Tıp, ulaşım, eğitim, inşaat gibi alanlarda, daha özel söyleyecek olursak cerrahlıktan, taksi şoförlüğüne, fabrika ya da market işçiliğinden, müşteri temsilciliğine kadar pek çok alanda, mevcut işlerin üçte birinin robotlar ve yapay zekâ tarafından üstlenileceği yeni bir dünya kuruluyor. Bu dünyanın doğuracağı toplumsal problemler modern ve post-modern dönemlerin doğurduğu problemlerden çok farklı olacak. Özgün biçimde anlaşılmaları ve çözümlenmeleri gerekecek. Bu iş alanlarından önemli bir kısmının orta sınıfın icra ettiği işler olacağı tezi doğruysa eğer, o zaman endüstrinin doğuşu döneminde olduğu gibi -ama ondan pek çok bakımdan da farklı biçimde- yeni yoksulluk biçimleri ile karşı karşıya kalacağız. Geleneksel veri-işleme uygulamaları ile çözümlenemeyecek büyüklükte milyonlarca kişiden edinilmiş trilyonlarca verinin (web’den edinilmiş veriler, tüketim verileri, sosyal medya verileri gibi) biriktiği bir dönemde, beşerî etkileşimlere dair eğilim ve örüntüleri ortaya çıkarmanın yolları nelerdir? Bu örnekler artırılabilir. Önümüzdeki dönemde sosyoloji bu ve benzeri meydan okumalara karşı anlamlı cevaplar üretmek, yaratıcı analizlerle çözümler sunmak durumundadır. Bu hem zor hem de kışkırtıcı ve heyecan verici bir sorumluluk olarak önümüzde duruyor. YKS 2019’a giren gençlerden bu heyecana ortak olmayı isteyenler, üniversite tercihlerini yaparken bunları da göz önünde bulundursunlar isteriz.

Neden İstinye Sosyoloji?